Cemaat Nedir?

yorum yok
16 okuma
15 Eylül, 2017
cemaatler

Cemaat tanımı

Kelime anlamı itibariyle cemaat; belli bir dini görüşün veya liderin etrafında bütünleşen grup anlamına gelmektedir. Sanıldığı gibi cemaat kavramı yalnızca İslam dinine özgür bir durum da değildir. Bütün dinlerin alt fraksiyonları, tarikat ve cemaatleri vardır. Hatta bir dini temsil etmeyen cemaatlerden de söz edilebiliyor. Tabii bunlarla birlikte Türk sokak jargonunda cemaat; herhangi bir insan grubuna hitap biçimi olarak da kullanılır. Örneğin; “ne haber cemaat?” tümcesinin sık sık kullanıldığını duyarız.

Ancak maalesef cemaat kavramı Türk insanına pek de olumlu anılar taşımıyor. Zira, uzun zamandır faaliyette olan Saidi Nursi’nin izinden gittiğini iddia eden Nurcu gruplardan, Gülen Cemaati veya diğer ismiyle Hizmet Hareketi, ülkemizi oldukça sıkıntılı durumların içerisine sokmuş ve hatta darbe girişimi ile niyetini net bir biçimde ortaya koymuştur.

Gülen Cemaati

Önderlerinin Erzurum nüfusuna kayıtlı, eski bir imam olan Fettullah Gülen olduğunu iddia eden bu insanların birçoğu, ilköğretimden itibaren bu yasa dışı oluşumun açtığı okullarda okumuş, Gülen ideolojisi dışında hiçbir kural ve kavramı meşru kabul etmemek üzere eğitilmiş kişilerdir. En savunması güdü olan dini inançları kullanan Gülen hareketi, bebek denilecek yaştayken çocuklarını kendi ideolojisine uygun biçimde eğitmek üzere çalışmış ve görünen o ki, din dışında farklı emeller adına bütün bu faaliyetleri yürütmüştür.

Gülen Cemaati’nin kökleri, 70’lere kadar uzanıyor. Hatta Amerikan istihbarat örgütü CIA tarafından desteklendiği iddia edilen 12 Eylül darbesinin, Gülen hareketinin önünü açmak için tasarlandığı dahi iddialar arasında yer alıyor. Bu iddiaları kuvvetlendiren realite ise, 12 Eylül’ün çıkış sebebi olan sağ ve sol hareketlerin tümünün bu darbe ile ciddi şekilde sindirildiği ve cemaatin alenen desteklendiği kamusal davranışlar olarak kabul ediliyor. Ordu içerisindeki cemaatçi yapılanmanın köklerinin de bu tarihlere uzandığı ortaya atılan iddialar arasında yer alıyor.

Tabii, 12 Eylül sonrasında demokratikleşmeye çalışan ve oradan oraya savrulan Türkiye’nin siyasi ortamında Gülen Hareketi oldukça uygun bir zemine sahip olarak, 80 ve 90’lar boyunca oldukça sağlam bir yapılanmaya gitmiş ve adeta ülkenin her köşesini işgal etmiştir. Hatta bununla da kalmayıp, dünyanın dört bir tarafında okullar ve iştirakler kurup, sözde Türk kültürünü buralara taşıdığını iddia etmiştir. Bu süre zarfında iktidara gelen tüm hükümetler ile doğrudan kontak halinde olan Gülen hareketine karşı herhangi bir hareketlenme mümkün olmamış, kalkışanlar bir şekilde pasifize edilmiştir. Hatta 80 ve 90’larda Gülen karşıtı gazeteci ve yazarların bir bir failli meçhul cinayetlere kurban gitmesi de bu durumun bir göstergesi olarak; bu günlerde kabul gören bir saptamadır.

Sol kanadın en etkili isimlerinden Bülent Ecevit’i dahi kandırabilen bu sinsi örgütlenme, nihayet 2003 yılında Adalet ve Kalkınma Partisinin iktidarı döneminde, tam da gücünün zirvesine ulaştığı dönemde atağa kalkmış, devlet içerisinde ciddi bir kadrolaşma hareketi başlatmıştır. Takvimler 2010’u gösterdiğinde, orduya karşı harekete geçen cemaat, ordu içerisinde kendilerine karşıt grupları yok etmek amacıyla, yargı ve emniyet içerisindeki unsurlarını da kullanarak, Poyrazköy, Ergenekon, Balyoz ve Askeri Casusluk davalarını uydurmuş, ve yüzlerce vatansever subayın hayatlarını mahvetmiştir. Bu süreçte cezaevinde kanserden ölen ve bu aşağılanmaya tahammül edemeyip intihar eden subayla da mevcuttur ki, tarihe kara bir leke olarak yazılan bu süreçte, Genel Kurmay Başkanı dahil tutuklanarak ordu adeta paralize edilmiştir.

17 – 25 Aralık Süreci ve 15 Temmuz

Devam eden süreçte takvimler 2012’yi gösterdiğinde, internette dolaşmaya başlayan tapeleri, tutuklanan AKP’liler izlemiş ve devlet başkanının yolsuzluk yaptığı iddiaları ile gündem sarsılmıştır. 4 bakanın da içerisinde bulunduğu bir çok kişi tutuklanmış, yapılan baskınlarda milyonlarca dolar ve Euroluk paralar ele geçirilmiştir. Bu duruma hükümet cephesinin tepkisi ise; bunun bir cemaat kumpası olduğu, aynen Ergenekon sürecinde  olduğu gibi burada da bir oyunun olduğu yönünde olmuş ve soruşturmalar kapatılarak hükümet tarafından Cemaat Paralel Devlet Yapılanması adı altında bir terör örgütü ilan edilmiştir. 2012 yılından 2016 yılının 15 Temmuz gecesine kadar, cemaatle aktif biçimde mücadele eden  hükümete cemaatin cevabı ise o gece olmuş ve bir darbe girişimi ile, cemaat Türkiye’deki ve dünyadaki son kozunu oyamaya kalkmıştır.

Ne mutlu ki, cemaat dışındaki tüm kamu görevlilerinin, asker polis ve görevlerini layıkı ile ifa eden tüm personellerin yoğun çabası ile süreç bastırılmış ve Gülen Cemaati adeta tarihe gömülmüştür. Hala devam etmekte olan operasyonlar ve soruşturmaların uzun soluklu bir mücadeleyi işaret ettiği bu ve benzeri yapılanmaların bir daha ülkemizin başına bela olmamasını temenni ederiz.


Bir önceki yazımda « makalem var.
Admin

Deliler.NET Sohbet Odaları - Mobil Sohbet - Chat

Benzer Yazılar

mobil sohbet odaları

Mobil sohbet sitelerine talep artıyor Sosyal medya üzerinden yıllardır ...

kpss sınav

Kamu Personeli Seçme Sınavı, Namı diğer; KPSS nedir? Esasında bunu bir ...

Yorumlar



Bir Yorum Yazmak İstermisiniz ?